Search
  • Yağız Alp Tekin

Yaban: Bölüm 5- Geriye kalanlar

Updated: Jan 6


Sisler dağılmış Şirince'deki uzay tesisi yapısöküme uğramıştı. Binadan geriye hiçbir şey kalmamıştı. Kuşlar çevrede koşuşturuyor, ağaçlar güçlü bir sansıtıya dans ediyordu. Aslında tüm olan bitene uzaktan bakınca oluşan görüntü antik şehir kalıntılarını anımsatıyordu. Ayakta kalmayı becermiş 3-5 kiriş ve altındaki temeli ele veren göz alabildiğine yıkıntı. Uzaktan hoş bir görüntüydü...


Doruk ciğerlerine yapışan tozu tıksırmaya çalışırken ayakları üzerinde yükseldi. Etraftan çıt çıkmıyordu. Doruk olan biteni anlamlandırmaya çalıştı


Uyandım, kendimdeyim, kan yok, kan yok! Vücudumda bir şey yok, beynim yerinde, beynim yerinde, yaşıyorum, yaşıyorum, yaşıyorum! Selma nerede? Çevrede gözükmüyor! Belki şu taraftadır? Yok, yok belki de şu tarafta?


Doruk kendine gelmiş, Selma'yı aramaya başlamıştı. Çevrelerde gözükmediği için havayı dinliyor tuvaletten geri kalan yığıntıyı derinlere kazıyordu. Selma'yı kaybetmiş olabileceği düşüncesi aklına geldikçe daha da hızlandı. Hırsla taşlara saldırıyor, içindeki adrenalini bağırarak dışarı atıyordu. Hırs zamanla çaresizliğe; bağırtılar da hıçkırıklara dönüştü.


Durum kötü gözüküyordu. Toplantı odası dümdüz olmuş Genelkurmay Başkanı, Başbakan ve çalışma arkadaşı Arsen ve Erkin hazırlıksız yakalanmışlardı. Doruk olanları kime şikayet ettiğini bilmeden, tüm bu yaşananlardan şikayetçi oldu. Doruk sevgisiz bir dünyada kalakalmıştı. Selma'sını kaybetmiş, hayatını adadığı projesi tuz buz olmuştu. Büyük bir taşın yanına çökmüş, kaderine yanarken duyduğu bir sesle irkildi. Anlaşılan birileri yardıma gelmişti. Yaklaşan kalabalık Doruk'un yanına kadar geldi fakat yardım etme girişiminde bulunmadılar. Tek yaptıkları durmaksızın sorular sormak ve fotoğraf çekmekti. Doruk kendisine yaklaşan gazeteci ordusu karşısında kendisini hayvanat bahçesinde gibi hissediyordu. Korkuyordu ve ne diyeceğini bilmiyordu.


-Tebrikler, bombadan tek kurtulan oldunuz ne söylemek istersiniz?

-İçerdeki toplantı neyle ilgiliydi?

-Toplantıda neler konuşuldu, iki haftadır kamuoyundan saklanan neydi?

-Europa'daki uzaylı aktivitesi hakkında açıklama yapacak mısınız?


Dört bir yandan flaşlar patlıyor, Doruk'un yüzündeki çaresizliği ölümsüzleştirmek isteyen fotoğrafçılar birbirleriyle yarışıyordu. Medya ordusu Doruk ambülansa alınana dek çevrede sivrisinek gibi uçuşup, sinir bozucu cızıltılar çıkarmaya devam etti. Doruk arabanın kapağının kapanmasıyla olanları düşünmeye başladı. Ambülans, sokakları yararak gidiyordu. Damar yolu açmaya çalışan doktorlar pür dikkat Doruk'un yüzüne bakıyorlardı. Biraz sonra dayanamayarak sordular:


-Doruk bey orada ne konuşuldu?


Doruk doktorların cüretine şaşarak yüzlerine bir bakış fırlattı fakat bakışlarını kararlı iki çift göz karşıladı. Doruk uzaylıların gerçek olduğunu biliyordu, şekillerini görmüştü fakat büyük ihtimalle ellerindeki kayıt kaybolmuştu. Söylediklerini destekleyecek bir kanıt kalmamış gibi gözüküyordu. Yine de insanları uzaylıların varlıklarından haberdar edebilir ve yeni bir Europa görevi için Türk devletinden destek isteyebilirdi. Bir an sakinleşti. Yaşananları biraz daha düşününce garip bir pozisyonda olduğunu fark etti.


Herkes Doruk'un kimsenin bilmediği bir bir şeyler bildiğini biliyor fakat hiç kimse tam olarak ne bildiğini bilmiyordu!


Doktorlar Doruk'un ağzının içine bakıyor en küçük hareketi kaçırmak istemiyorlardı. Doruk ne derse inanacaklardı. Söyleyebileceklerini düşündükçe kavis şeklinde aşağıya düşen ağzı düz bir çizgi oldu. Hüznü yatıştı. Yalan söyleyebilirdi. Evet, evet tutarlı olduğu sürece istediğini söyleyebilirdi...


Doruk'un yanak kasları yavaş yavaş gerildi ve ağzının iki yanını yukarı çekmeye başladılar. Doruk sırıtıyordu.





46 views

​© 2023 by STREET LIFE. Proudly created with Wix.com

  • Facebook Clean
  • Twitter Clean
  • Flickr Clean