Search
  • Yağız Alp Tekin

Yaban: Bölüm 3- Hayret doğrusu

Updated: Dec 16, 2019


-Çabuk girin, kaybedecek zamanımız yok. Telefonlarınızı resepsiyona bıraktınız mı?

Karanlık bir konferans odasında üç asker ve darbe öncesinde Uzay Ajansında çalışan Doruk, Selma ve diğer iki eski çalışan vardı. Doruk ve Selma’nın da içeriye girmeleriyle Oval masada boş yer kalmamıştı. Genelkurmay Başkanı’nın yüzündeki devlet ciddiyeti ortama hakim olmuş, odadakilerin merak duygusunu iyice azdırmıştı. Anlaşılan askerler dışında kimsenin ne olduğuna dair bir fikri yoktu. Genelkurmay Başkanı zaman geçirmeden ayağa kalktı ve projeksiyon makinesinin yanına geçti. Odaya sessizlik hakim olduktan sonra bombayı patlattı.


-Uzaylılarla iletişime geçtik.


Selma irkilmişti. Yanlış duymadığına emin olduktan sonra bu ilk cümlenin Genelkurmay Başkanının sunumunu renklendirmek için giriştiği bir taktik olabileceğini düşünmeye başladı. Diğer insanların tepkisini anlamak için çevresine bakındı. Takım arkadaşlarından Erkin karar vermeye çalıştığı zamanlarda yaptığı gibi çenesini okşuyor, Arsen de adeti olmamasına rağmen konuşmacının gözlerinin içine bakarak dinliyordu. Selma başını biraz daha çevirince Doruk ile göz göze geldi. Doruk garip bir şekilde sırıtıyordu. Nedense biraz gergin gözüküyordu.


-Elimizde video var. Gördüğünüz gibi bir araç uyduya yaklaşıyor, içinden iki canlı çıkıp biraz bakındıktan sonra kameranın karşısına Windows arka planına benzeyen bir resim yerleştiriyor. Anlaşılan bizi Europa’nın doğal güzelliklerden ibaret olduğuna inandırmak istediler.


Projeksiyonun ışığı odaya bir şok dalgası gibi yayılıyordu. Ekrandaki görüntüler akıl almazdı. Tek döküm metalden bir araç kameraya yaklaşıyor ve içinden ahtapota benzeyen uzun kollu canlılar çıkıyordu. Islak ciltli bu canlılar kameraya yaklaştıkça gözleri ve burunları ortaya çıktı. İşte bu, tüm odadan garip seslerin çıkmasına neden oldu. Böyle bir şeyin mümkün olabileceğine kimse inanmıyordu. Empati kurmaya izin veren mimiklere sahip bu varlıklar büyük bir ciddiyetle insan yapımı makineyi inceliyor ve ara ara birbirlerine dönerek uzun uzun bakışıyorlardı...


İşte olan olmuştu, insan deneyimine bugün bu odada yeni bir boyut eklenmişti. Binlerce yıldır bilinmeyene duyulan hasret sanatçılarla, peygamberlerle, uyuşturucu maddelerle aşılmaya çalışılmıştı. Bugünse söz sırası bilim adamlarındaydı. Hem de insanlığa sundukları şey piksel piksel gerçekti, doğruydu dış dünyada bir karşılığı vardı. Doruk gözlerine inanamıyordu, midesi bulanmaya başlamıştı. Odadaki herkes ağzı açık bir şekilde biten sunumun mavi ekranına bakakalmıştı.


Kimse ağzını açıp da konuşmaya yeltenmiyordu. Derken yüksek sesli bir böğürtü işitildi. Doruk ortalık yere kustu. Normal şartlarda insanların bu iğrençliğin üstünü kapatmak için bahaneler bulması, bazılarının tuvalete koşup peçete vs. getirmesi gerekirdi. Odanın ortasındaki kusmuk beklediği ilgiyi göremeden kala kaldı.


Genelkurmay Başkanı anlayışlı bir ses tonuyla Doruk'a seslendi:


"İstersen biraz dinlen, yakında Başbakan heyetiyle birlikte gelmiş olur." Odayı süzdükten sonra ekledi:


-Şu yerleri de birileri temizlesin!


Bölüm 4: Kafa Karışıklığı


26 views

​© 2023 by STREET LIFE. Proudly created with Wix.com

  • Facebook Clean
  • Twitter Clean
  • Flickr Clean