Search
  • Yağız Alp Tekin

Yaban: Bölüm 2- Uzay Darbesi

Updated: Dec 15, 2019

Hava gittikçe erken kararmaya başlamıştı. Artık yılbaşı yakındı, bunu ışıklı vitrinlerden anlamak mümkündü. Kalabalığı yararak giden Doruk ile Selma akşam davetli oldukları bilgilendirme toplantısını kaçırmak istemiyorlardı. Türkiye Uzay Ajansı’nın Şirince’deki üssü bu gece ana baba günüydü. Kalın montlarıyla dışarıya kristal dumanlar üfleyen gazeteciler, tesisin zeytinliğinin girişine pusu kurmuş ağızlarından salyalar akarak, tesisi köye bağlayan yoldan gelen her arabanın protestocular tarafından yuhalanmasını çekiyorlardı. Yüksek korumalı kapının çevresinde “Uzay Darbesine Hayır”, “Uzayda da demokrasi” sloganları atılıyordu. Türkiye Uzay Ajansına yapılan askeri operasyon halk tarafından kaygıyla karşılanmış ve haklı bir bilgi alma talebi oluşmuştu.


Türkiye Uzay Ajansı çok tartışılan bir kararla on sene önce Jüpiter'in uydusu Europa üzerinde çalışma yapmaya karar verdiğinde dönemin sol medyası bu kararı çok eleştirmişti. Yok efendim, halkın parası uzaya mı savruluyormuş. Millet sokakta açken neden böyle geri dönüşü olmayan yatırımlara girişiliyormuş...


Europa’yı inceleme kararı devletin üst kanallarından uzay ajansına bildirildiğinde Doruk da bu karara pek bir anlam verememişti. İki yıl süren hazırlık süreci boyunca devletin varlığı sık sık hissedilmişti. Her hafta bir müfettiş Doruk'un ofisine geliyor, projenin son durumu hakkında sorular soruyordu. Proje bitip de roketin kalkışı için gün alındığında gelişmeleri kamuoyuyla bizzat genelkurmay başkanı paylaşmıştı. Halkın gözünde devletin işe yararlığı bir kez daha sağlamlaşmıştı.


Projenin hiç bir aşamasında katkısı olmayan asker, alçak bir şekilde tüm projeyi sahiplenmişti. Gece gündüz çalışan mühendislerin, yöneticilerin hiçbir aşamada adının geçmemesine tüm ekip içerlemişti. Sonra olanlar ise saç baş yolduruyordu. Binbir emekle gönderilen uydu Europa'nın yörüngesine girdiği hafta ansızın tesisin kapısında silahlı kuvvetler belirmiş ve yönetime el koymuştu.


Asker, uzay ajansına darbe yapmıştı.


Darbeyle birlikte olayın üzerine büyük bir sis perdesi indi. Büyük bir gizlilikle yürütülen çalışmalar kamuoyundan titizlikle saklandı. Bazı gazeteciler bölgeden haberler yapmaya çalıştılar ama Uzay Ajansından dışarıya yayılan tek bilgi Ajansın mutfağına alınan meyve sebze adedi ve gidip gelen yoğun helikopter trafiğiydi. Hal böyle olunca da ortalığı dedikodular sarmıştı. Konu da uzay olunca, ülkece hayal gücünün sınırları zorlanmıştı. Devlet başarısızlığını gizlemek için projenin üstünü kapatmaya mı çalışıyordu? Ajansın yönetimi Amerikan ajanlarına geçmişti de bu insanlar mı temizlenmişti? Yoksa, uzaylılarla iletişime mi geçilmişti?


Selma ve Doruk darbeden sonra evlerine çekilmiş bilgi kıtlığı içerisinde projenin son durumunu kestirmeye çalışıyorlardı. Bu bilinmezlik yetmezmiş gibi, Selma ile Doruk evde kalmanın ve sonsuz boş zamanın içerisinde iyice kaybolmuş, ayrı odalarda hayat amaçlarını büsbütün kaybetmişlerdi. Senelerdir kendilerini tanımlamalarını sağlayan proje en heyecanlı evresinde ellerinden uçup gitmişti. Doruk gittikçe içine kapanmış, Selma ise karşılık alamadığı Doruk’u daha çok dürüklemeye başlamıştı. Doruk anlamsız tartışmalarla rahatsız edildikçe, Selma’dan gitgide soğuyor ve ihtiyacı olan nefes alanını kendi kabuğu içerisinde buluyordu. Bugünkü toplantı her ne kadar istenmedik şartlar altında olacak olsa da Doruk ve Selma’ya iyi gelmişti. Yitirdikleri amaç duygusunu yeniden diriltmişti.


Bölüm 3: Hayret Doğrusu

29 views

​© 2023 by STREET LIFE. Proudly created with Wix.com

  • Facebook Clean
  • Twitter Clean
  • Flickr Clean